Giriş
Türkiye, coğrafi konumu, ekonomik büyüklüğü ve nüfus yoğunluğu ile enerji kaynakları açısından stratejik bir öneme sahiptir. Ülke, enerji talebini karşılamak için hem iç kaynaklarına hem de dış kaynaklara yönelmek durumundadır. Fosil yakıtlar; yani petrol, doğal gaz, taş kömürü ve linyit, Türkiye’nin enerji portföyünde hâlâ merkezi bir rol oynamaktadır. Ancak bu kaynakların çoğu sınırlı düzeyde bulunmakta ve üretim talebini tek başına karşılamaktan uzak kalmaktadır.
Türkiye sınırları içerisinde yüz yıldan fazladır arama çalışmaları devam eden petrol ve petrol türevlerinde bugüne kadar önemli miktarda bir kaynağa rastlanılmamıştır. Etrafındaki tüm ülkeler zengin enerji kaynaklarına sahip olmasına rağmen Türkiye, kendi sınırları içerisinde tükettiği doğal gazın hemen hemen hepsini, ham petrolü ise yüzde 90’nın üstünde ithal etmek zorunda kalmaktadır. Petrol ve kömür aramalarında Avrupa ve dünya ülkelerine göre geç başlayan Türkiye, günümüze kadar sadece kendi kendine yetebilecek kömür kaynağına kavuşmuştur.
Petrol, Türkiye’nin en önemli ithal edilen enerji kalemlerinden biri olarak öne çıkmakta olup, sadece Güneydoğu Anadolu ve Trakya bölgelerinde sınırlı üretim yapılmaktadır. Doğal gazda ise, enerji ihtiyacının büyük kısmı ithalatla karşılanmakta, ancak Karadeniz'deki yeni keşifler, enerji bağımsızlığı açısından umut verici bir potansiyel sunmaktadır. Türkiye’nin linyit ve taş kömürü rezervleri geniş bir alana yayılmış olup, özellikle elektrik üretiminde kritik bir rol üstlenmektedir.
Türkiye’nin fosil
yakıt kaynakları hem ekonomik kalkınma hem de enerji güvenliği açısından hayati
bir öneme sahiptir. Bu potansiyel, stratejik bir değer taşırken, sürdürülebilir
ve dengeli enerji politikaları ile yönetilmesi gereken bir kaynaktır.
Türkiye’de Petrol Kaynakları
Türkiye, sınırlı enerji kaynaklarına sahip olsa da Osmanlı’dan itibaren Cumhuriyet dönemlerinde enerji kaynak aramalarında onlarca yıldır çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar günümüzde hala devam etmektedir. Ülkenin bazı bölgelerinde orta ölçekli rezervler bulunmaktadır. Türkiye’de petrol üretimi, toplam ihtiyacın yalnızca yaklaşık % 5-7’sini karşılamaktadır. 2025 verilerine göre; petrol üretimi yıllık ortalama 40-50 milyon varil civarındayken, tüketim yıllık yaklaşık 600-700 milyon varil olmaktadır. Bu durum, Türkiye’yi enerji güvenliği açısından dışa bağımlı bir ülke konumuna getirmektedir.
Günümüzde Türkiye’nin farklı bölgelerinden çok az miktarda çıkarılan petrolün, talebi karşılayamaması nedeniyle özellikle Rusya, ABD, İran ve Mısır gibi ülkelerden petrol ithal etme yoluna gidilmiştir.
Türkiye’nin bilinen petrol rezervleri ise
başlıca şunlardır:
Güneydoğu Anadolu Bölgesi; Batman, Adıyaman, Siirt ve Şırnak illeri, Türkiye’nin petrol üretiminde öncü konumdadır. Özellikle Batman ve Raman sahaları, Türkiye’nin tarihsel olarak en yüksek petrol üretiminin gerçekleştiği alanlardır.
Trakya Bölgesi; Marmara Bölgesi’ndeki petrol sahaları, özellikle Tekirdağ ve Kırklareli civarında petrol üretimi yapılmaktadır.
Karadeniz ve Doğu Akdeniz; son yıllarda yapılan derin deniz sondaj çalışmaları, bu denizlerimizde büyük rezerv potansiyelini gündeme getirmiştir. Türkiye; yerli petrol üretimini artırmak ve yeni sahalar keşfetmek için yoğun sondaj faaliyetleri yürütmektedir. Özellikle Karadeniz’deki deniz sondajları, önemli miktarda petrol ve doğal gaz rezervlerinin keşfi açısından umut verici sonuçlar vermiştir.
Türkiye; stratejik konumu itibariyle, Balkanlar, Orta Doğu ve Kafkasya gibi çok önemli üç bölgenin orta noktasında bulunmaktadır. Bu konumu ile üretici ülkelerle tüketici ülkeler arasında bir köprü durumundadır. Petrol ve petrol türevlerinde dışarıya bağımlı olsa dahi, ithal edilen ham petrolün işlenerek; motorin, fuel-oil, asfalt, likit gaz, madeni yağ, gaz yağı gibi petrol ürünlerinin üretilmesi için pek çok sayıda rafineriye sahiptir.
Resim 1. Petrol Ürünleri Rafinerisi
Türkiye’de Doğal Gaz Kaynakları
Türkiye’nin doğal gaz tüketimi hızla artmaktadır ve çoğunluğu ithal edilmektedir. Türkiye’nin enerji dönüşüm stratejisinde doğal gazın rolü çok büyük olmasına karşın, dışa bağımlılık ciddi bir risk faktörüdür. Başlıca tedarikçiler: Rusya, Azerbaycan, İran, Cezayir ve Nijerya’dır. Doğal gaz, özellikle elektrik üretimi ve sanayide önemli bir yakıt olarak kullanılmaktadır.
Resim 2. Denizüstü Doğal Gaz İstasyonu
Türkiye’de bilinen doğal gaz rezervleri sınırlıdır, fakat Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası büyük bir keşif olarak öne çıkmaktadır. 2020 yılında Fatih gemisince Türkiye’nin Karadeniz’deki münhasır ekonomik bölgesinde (MEB), yaklaşık 170 km açıkta tahmini 320 milyar m3, ardından 85 milyar m3 ilave olarak doğal gaz keşfi gerçekleştirilmiştir. Daha sonra Sakarya gaz sahasındaki Amasra-1 kuyusunda yapılan diğer doğal gaz keşifleriyle birlikte Karadeniz’deki toplam gaz keşfi hâlihazırda 710 milyar metreküpe ulaşmıştır. Halen yeni keşifler için aramalar devam etmektedir.
Şekil 1. Karadeniz’de Münhasır Ekonomik Bölgeler (MEB)
Akdeniz’de ise Türkiye; 2019 yılında Libya ile “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı”nı imzalamış ve arasında 18,6 millik (yaklaşık 30 km) bir sınır oluşturmuştur. Böylece, güneybatı deniz sahasında kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırını belirlemiştir. Daha önemlisi, Libya ile imzalanan anlaşmadan sonra ortaya çıkan MEB sınırları, bu bölgeden geçirilmek istenen tüm boru hattı projelerinde Türkiye’nin onayını gerekli kılmıştır. Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail, Mısır, Lübnan ve Suriye gibi sorun yaşanılan tüm bu ülkelerin arasından sıyrılarak, enerji denklemi açısından Doğu Akdeniz’de böyle bir adımın atılması Türkiye açısından son yılların en önemli başarılarından olmuştur.
Şekil 2. Akdeniz’de Türkiye - Libya Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB)
Türkiye’de Kaya Gazı (Shale/Şeyl Gazı) Kaynakları
Rezervuar kayalardan üretilen gaz ve petrol, normal üretim teknikleri (konvansiyonel/geleneksel) ile yeryüzüne çıkarılmaktadır. Kaynak kayadan sıkışıp çıkamayan ve içinde kalan gaz ve petrol; yatay sondaj ve hidrolik çatlama (konvansiyonel olmayan/geleneksel olmayan) yöntemleriyle yeryüzüne çıkarıldıkları zaman kaya gazı petrolü adını almaktadır.
Konvansiyonel yöntemlerle çıkarılan doğal gaz kullanımının tüm dünyada yaygınlaşmasından sonra yerine ikame edilebilecek olan kaya gazı (şeyl gazı), şu an enerji dünyasında kendine hatırı sayılır bir yer bulmuştur. Enerji kaynaklarında ithalatçı konumda olan ABD gibi gelişmiş ülkeler, gaz ithalat oranlarını düşürmek için yoğun bir şekilde kaya gazı üretimi yapmaktadır. Halen ABD, Kanada, Çin ve Arjantin başta olmak üzere birçok ülkede yoğun bir şekilde şeyl üretimi yapılmaktadır.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) verilerine göre; Türkiye şeyl gazı rezervine sahip, fakat rezervi çok zengin olmayan ülkeler arasındadır. Bununla birlikte kayda değer şeyl gazı ve şeyl petrolü potansiyeli olabileceği belirtilmektedir. TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) tarafından Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde ve Trakya Bölgesi’nde yoğun şekilde çalışmalar devam etmektedir. Yapılan tahminler doğrultusunda bu iki bölgede teknik olarak çıkarılabilir yaklaşık 680 milyar metreküp kaya gazı bulunduğu ve özellikle Hamitabat bölgesi teknik olarak çıkarılabilecek kaya gazı kaynağına sahip olduğu öngörülmektedir.
Türkiye’de Kömür ve Linyit Kaynakları
Türkiye’de kömür rezervleri, ülkenin hemen hemen her bölgesinde bulunmaktadır. Çevre kirliliği, düşük ısıl güç ve üretim maliyetleri gibi önemli dezavantajları olmasına rağmen, ülkede doğal gaza alternatif olarak kullanılan bir kaynaktır. Türkiye’nin en zengin fosil yakıt kaynağı linyit kömürüdür. Linyit kömürü düşük kaliteli ve yüksek kül oranına sahip olsa da, enerji güvenliği açısından stratejik bir kaynak olarak değerlendirilmektedir. Çok eskiden beri ısınma amaçlı olarak kullanılan kömür, günümüzde artık ileri kömür teknolojileri sayesinde gaz, petrol ve aktif karbon üretimlerinde kullanılmaktadır.
10. Kalkınma Planı’ndan itibaren çeşitli politika belgelerinde zikredilen ve son olarak “Yeni Ekonomi Programı” ve “Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programları” çerçevesinde de tekrarlanan yerli kaynaklardan elektrik üretimi, Türkiye Enerji Politikasının öncelikli konularından birisidir. Son yıllarda yerli kömürden elektrik üreten santrallere verilen alım garantilerinin yanı sıra 2018 yılında başlayan kapasite mekanizması ödemeleri sayesinde kömür santrallerinin elektrik üretimine ciddi katkısı bulunmaktadır. Halihazırda Türkiye’nin elektrik üretiminde kömürün payı % 20-25 civarındadır.
Şekil 3. Kömür Santrali
Ülkedeki linyit rezervi, yaklaşık 20 milyar ton olarak tahmin edilmektedir. Ortalama 1,5 milyar ton da taş kömürü rezevi bulunmaktadır. Bu potansiyel, ülke enerji ihtiyacının büyük bir kısmını yerli kaynaklarla karşılayabilme imkânı sunmaktadır. Ülkenin en önemli taşkömürü rezervleri Zonguldak Havzası'nda bulunmaktadır. Taşkömürü madenciliği Zonguldak Taşkömürü Havzasında Türkiye Taşkömürü Kurumu tarafından ve Kurumun imtiyaz sahasında TTK tarafından ruhsat devri yapılan işletmeci firmalar tarafından gerçekleştirilmektedir.
Türkiye’nin
başlıca linyit sahaları ise şunlardır:
Zonguldak Havzası: Sert taş kömürünün çıkarıldığı başlıca bölge,
Afşin-Elbistan Havzası (Kahramanmaraş): Türkiye’nin en büyük linyit rezervi,
Çan-Çorlu ve Muğla: Enerji üretiminde kullanılan linyit sahalarıdır.
Fosil Yakıtların Türkiye Ekonomisi ve Enerji Politikası Üzerindeki Etkisi
Türkiye’nin, petrol ve doğal gazın büyük kısmı ithalat yoluyla sağlandığından dolayı, ekonomik ve siyasi istikrarı doğrudan etkilenmektedir. Fosil yakıtların ithalat bağımlılığı, Türkiye’nin enerji stratejilerinde her zaman kritik bir unsurdur. Bu nedenle Türkiye’nin enerji politikası; petrol, doğal gaz ve kömür gibi yerli kaynak üretiminin artırılması, sanayide ve ulaştırmada enerji tüketiminin optimize edilmesi yani enerji verimliliğine ağırlık verilmesi şeklindedir.
Ülke dışından ithal edilen doğal gaz, petrol ve ithal kömür gibi enerji kaynakları ve ülke içinde döviz kurlarının değişkenliği nedenlerinden dolayı hem elektrik enerjisi maliyetleri hem de cari açık oranları etkilenmektedir. Ayrıca petrol türlerinin sadece bir kaç ülkeden ithal edilmesi ile enerji güvenliği sorunu yaşanabilmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin, enerji hammaddelerinde dışa bağımlılığını azaltmak ve enerji kaleminin cari açığa minimum etki etmesini sağlamak için yerli enerji kaynaklarından azami oranda faydalanması gerekmektedir.
Karadeniz ve Doğu Akdeniz’deki büyük gaz ve petrol rezervleri, enerji bağımsızlığı açısından kritik önemdedir. Bu alandaki yatırımlar stratejik bir gerekliliktir. Yeni keşifler, Türkiye’nin enerji ithalatını azaltacaktır. Derin deniz sondajları ve yeni rezervlerin çıkarılması, ileri teknoloji ve mühendislik gerektirmektedir.
Sonuç
Günümüzde Türkiye’nin enerji politikaları paralelinde, ekonominin yüksek ve istikrarlı büyüyebilmesi için mümkün olan bütün yerli kaynakların enerji üretimi amacıyla değerlendirilmesi öncelikli bir husus olarak belirlenmiş ve son dönem Kalkınma Planları’nda ve Strateji Planları’nda yerli kaynakların enerji üretimindeki payının arttırılması suretiyle, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması amaçlanmıştır. Ayrıca yerli kömür potansiyelinin tamamının elektrik üretim amaçlı kullanılması hedeflenmiştir. Bu kapsamda kömür aramalarına hız verilerek, rezervlerin arttırılması ve yerli kömürlere dayalı elektrik üretim tesisi yatırımlarına yönelik teşvik uygulamaları da devam etmektedir.
Türkiye’nin fosil yakıt potansiyeli ise, enerji güvenliği, ekonomik büyüme ve çevresel sürdürülebilirlik hedefleri açısından kritik bir öneme sahiptir. Enerji arzını güvence altına almak, ithalat bağımlılığını azaltmak ve fosil yakıtların çevresel etkilerini minimize etmek için stratejik planlamalar ve teknoloji yatırımları büyük önem taşımaktadır. Karadeniz’deki doğal gaz keşifleri gibi gelişmeler, ülkenin enerji bağımsızlığı yolunda umut verici bir adım olarak öne çıkmaktadır.
Türkiye’nin fosil yakıt kaynakları hem bir ekonomik değer hem de stratejik bir araçtır. Ancak sınırlı rezervler, çevresel etkiler ve iklim değişikliği baskısı, ülkeyi fosil yakıtlardan temiz enerjiye geçiş ve enerji verimliliği uygulamalarına yönlendirmektedir. Türkiye, mevcut fosil yakıt potansiyelini etkin ve bilinçli bir şekilde yöneterek, hem enerji güvenliğini sağlamakta hem de sürdürülebilir ve çevre dostu bir enerji geleceği inşa etmektedir. Bu bağlamda, fosil yakıtlar, Türkiye’nin enerji stratejisinde hem bir dayanak hem de dönüşümün başlangıcı olarak değerlendirilmektedir.
Kaynakça
1. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (2025), Türkiye enerji kaynakları ve rezervleri, https://www.enerji.gov.tr
2. Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) (2024), Kömür ve enerji kaynakları raporu. https://www.tki.gov.tr
3.AENERT (2024), Energy industry in Türkiye, https://aenert.com/countries/asia/energy-industry-in-Türkiye
4. Ember Energy (2025), Türkiye electricity
review: Fossil fuel usage,
https://ember-energy.org/latest-insights/turkiye-electricity-review-2025/fossil
5. Koç, A., & Kaya, M. (2023), Türkiye's energy mix and fossil fuel dependency: An analysis Energies, 18(13), 3301. https://www.mdpi.com/1996-1073/18/13/3301
6. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) (2025). Türkiye energy statistics and balance, https://www.iea.org/countries/Türkiye
7. Sav M. Türkiye’nin Enerji
Alanındaki Stratejik Hamleleri, https://mucahitsav.blogspot.com/2024/05/
NOT: Bu yazı 2026 yılı Şubat ayında Türkiye Enerji Vakfı (Tenva) web sitesi için hazırlanmıştır.
Hazırlayanlar: Mücahit SAV, Harun Şahin